🤔 İnsanlar neden açlık hisseder? bilmecesinin cevabı
Açlık hissini insülin, leptin, grelin ve cholecystokinin hormonları kontrol eder. Beyne açlık mesajını yollan bu hormonların seviyesi kandaki çeşitli besin ve midedeki sindirim sıvılarına bağlıdır.
Bu bilmece bilmecesitesi.com tarafından paylaşılmıştır.
Benzer Bilimsel Sorular Bilmeceler
Cevapları görmek için bilmeceye, cevabı göremiyorsanız baştaki emojiye tıklayın.
🤔 Yumurtanın neden bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Eğer yumurtalar köşeli bir yapıda olsaydı, kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.
🤔 Kediler balık ve sütü neden severler? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedileri fare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriyle balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının ortaya çıkardığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.
🤔 Sivrisinekler ısırdığında neden kaşıntı yapar? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Sivrisinek ısırdığı zaman, vücuda antikoagülan (kan pıhtılaşmasını engelleyen) enzimleri içeren tükürük enjekte eder. Bağışıklık sisteminiz bu yabancı proteinlere engel olmak için antikorlar üretmeye başlıyor. Bir süre için, bu bağışıklık reaksiyonu kaşıntıya ve şişmiş kabarcığa neden oluyor.
🤔 Güneşli bir günde serinlemek için gölgeye oturmak istiyorsunuz. Güzel bir parkta, iki oturma seçeneğiniz var; ağaç gölgesi veya duvar gölgesi, hangisini tercih etmelisiniz? Tabi ki neden? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Ağaç gölgesi daha uygundur (serindir).
Her iki gölgenin ortak yanı, güneş ışıklarını engellemesidir. Fakat ağaç gölgesinin bir artısı vardır. Ağaç yaprakları nemli (sulu) olur. Nem bütün sıvılarda olduğu gibi buharlaşmaya meyillidir. Buharlaşmak için çevreden ısı alacaktır. Bundan dolayı ağacın çevresi daha serin olacaktır.
Benzer bir olay; Elimize kolonya döktüğümüzde serinleriz. Elimizdeki kolonya buharlaşmak isteyecektir ve çevresinden ısı alacaktır.
🤔 İnsanlar neden rüya görürler? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Rüyalar kısaca REM (Rapid eye movements) adı verilen hızlı göz hareketlerinin gözlenebildiği sırada görülür. Uykunun bu evresi REM veresi olarak adlandırılır. Kişi REM evresi sonunda uyandırılırsa, anımsanan rüyalar genellikle basittir: bir-iki görüntü, bir-iki kişi, bir-iki nesne.
Öte yandan beynin belli bir bölümünden küçük bir elektrik akımı geçirildiğinde, insan ve nesnelerden oluşan bir görüntü ya da anın canlanması sağlanabilmektedir.
Beynin etkinliği uyku sırasında da kaydedilebilir ve böylece kişinin rüya görüp görmediği belirlenir. Uyku, kan dolaşımı, solunum gibi faaliyetlerin çoğunda faaliyet seviyesinin azalması demektir. Canlı varlıkların çoğunun faaliyetinde bir devirli düzen vardır; bunlardan bazıları, geceyle gündüzün doğurduğu ritme tekabül eder.
Normal uyku, az ve çok derindir. Derin ve hemen hemen rüyasız geçen uykular da var gibidir. Normal uykunun derinliği başlangıçta süratle artar sonra uyanıklığa varmak üzere derece derece azalır. Bununla beraber normal uyanış, en hafif uykudan yeteri kadar açık bir süreksizlikle ayrılmıştır.
Uykudaki düşünce de bir nevi düşüncedir ama artık bu uyanıklık halindeki düşünce gibi davranışın gerçek bir uyma zorunluluğuna bağlı değildir; bu düşünce aşağı derecede bir gerginliği olan kararsız yöneliminde çok hareketli ve dolayısıyla mantıksız bir faaliyettir.
Görüşler, uyku ile arasındaki orta haller ve bilhassa bu iki hal arasındaki hakiki uykudan önce (veya bazen de sonra) yer alan gidip gelmelerde kendini gösterirler.
Mesela: İnsan, uykusunu yenmeye çalışarak bir kitap okurken başı birden bire bir yana düşer, sonra tekrar doğrulur ve bu böylece sürer. Hemen hemen ani olan bu uyuklamalar sırasında görme ve işitme sanıları görülür. (Nesneler ve kişiler hakkında hayaller, kelimelerin veya saçma sapan cümlelerin işitilmesi gibi.)
Bir kurama göre, derin uykuda beyindeki sinir hücrelerinden biri doğal süreçte yavaşça elektrikle yüklenmekte ve komşu hücreleri de aynı biçimde etkilemektedir. Bu, uyanık olduğumuzda düşüncelerin gerçekleşmesine yarayan mekanizmaya benzemektedir. Sinir hücrelerinin uyarılmaları anılarımızı canlandırıp sahnelere dönüştürür. Uyandığımızda da bunları anımsayıp rüya olarak adlandırırız.
🤔 İnsan korkunca neden dişleri birbirine vurur? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.
🤔 Uçaklar gökyüzünde nasıl uçuyor? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Havada bir kuş misali mesafeleri kısaltan ve insanların dünyanın her yerine kolaylıkla ulaşmasını sağlayan uçakların havada motorlar sayesinde durduğuna dair genel bir kanı bulunmaktadır. Ancak bu durum doğru değildir. Uçakların havada kalmasını sağlayan sistem motorları değil, kanatlarıdır. Uçak motorlarının görevi, öndeki hava akımını içine doğru alarak arka tarafa itmesidir. Bu sayede uçak itme gücü ile ileri doğru hareket edebilmektedir.
Uçakların kanat yapıları kesiftir. Uçak ileri yönlü hareket ettiği zaman, bu kesif yapı sayesinde kanadın alt kısmından yukarı doğru bir kaldırma kuvveti ortaya çıkmaktadır. Bu kuvvet ortaya çıkarken hava, uçağa karşı bir direnç göstermektedir. Uçağın kanatlarının sahip olduğu bir kaldırma kuvveti bulunmaktadır. Uçak hareket ettikten sonra hızı arttıkça, kanatların kaldırma kuvveti de aynı şekilde artmaktadır. Uçağın iki kanadında ortaya çıkan kaldırma kuvveti, havanın direncinin ve yer çekiminin toplam kuvvetinden daha fazladır. Bu sayede uçaklar yerde belirli bir hıza ulaştıktan sonra havalanmaya başlarlar. bilmecesitesi.com
Uçağın uçma şekli ile kuşların uçma şekli arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. Kuşlar uçabilmek için kanat çırparlar. Her kanat çırpınışında kanatların altında kalan hava aşağı itilir. Etki – tepki prensibi gereği kuşlar bu şekilde havalanmaktadır. Kuşlar havalandıktan sonra yükseklik kavramı hıza dönüşür ve kanatlarda bulunan aerodinamik yapı sayesinde taşıma kuvveti ortaya çıkar. Taşıma kuvveti her kanat çırpma işleminde tekrar eder ve hız artmış olur. Hızın artışı ile beraber tekrar bir taşıma kuvveti ortaya çıkar ve kuşlar bu sayede uzun süre havada kalırlar.
Uçakların havada yükselmesinin temeli de tıpkı kuşlardaki gibidir. Uçakların kanatları özel olarak tasarlanmakta ve havada kalmayı sağlayabilecek nitelikte üretilmektedir. Kanatların üretiminde kullanılan malzemeler de özel olarak seçilmektedir. Yani bilinenin aksine uçakların havada kalmasının en önemli kaynağı motorları değil kanatlarıdır.
🤔 Kış mevsiminde buzlanmış yollara neden tuz dökülür? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?
Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.
Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD'de üretilen tuzun yüzde 45'i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.
Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.
Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.
Hatırlarsanız Titanic filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.
🤔 Dünyamızın uydusu Ay olmasaydı ne olurdu? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Gel-git olayları değişirdi. Dünyanın dönüş hızı azalır ve her yüzyılda bir, tek bir günün uzunluğu 0.002 saniye uzardı. Dünyanın 23.5 derecelik ekseni ve mevsimler değişir.
🤔 Kuşlar nasıl konuşabiliyor? 🚀 bilmecesitesi.com
🌟 Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinin dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla iç içe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.