🤔 Ağaçlar kışları neden yapraklarını dökerler? bilmecesinin cevabı
Yapraklar, bitkilerin besin fabrikalarıdır. Bitkiler, kökleriyle topraktan aldıkları mineralleri ve suyu, yapraklarda fotosentez yardımıyla besinlere dönüştürürler. Bu besinleri, daha sonra solunum yaparak gereksinim duydukları kadar enerjiye dönüştürürler. Bu sayede gelişip büyüyebilirler. Üretilen besinlerin bir bölümü hücrelerin canlı kalabilmesi ve çoğalması için kullanılırken, fazlası depolanır. Besinler üretilirken, bitkiler ışığa ve sıcaklığa gereksinim duyarlar. Işıkla birlikte sıcaklık da önemlidir; çünkü, kimyasal tepkimelerin gerçekleşmesi için belirli derecelerde sıcaklık gerekir. Eğer ağaçlar kışın yapraklarını dökmeseydi, depolanan besin ağacın gövdesini ve yapraklarını oluşturan hücreleri canlı tutmaya yetmeyecekti. Bu nedenle, bitkiler kışın besin fabrikalarını kapatarak enerji tasarrufu yaparlar.
Ayrıca, ağaçlar yapraklarını dökmeseydi, ince yapılı yapraklar kışın donma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlardı. Buna karşılık, ağaçların dallarındaki hücreler soğuğa karşı daha iyi korunmuşlardır ve aşırı soğukla karşılaşmazlarsa ağacın yaz süresince depoladığı besinler sayesinde kış boyunca canlı kalabilirler.
Bu bilmece bilmecesitesi.com tarafından paylaşılmıştır.
Benzer Bilimsel Sorular Bilmeceler
Cevapları görmek için bilmeceye, cevabı göremiyorsanız baştaki emojiye tıklayın.
🤔 Kumaşlar yıkandıktan sonra neden çeker? 🚀 bilmecesitesi.com
✨ Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.
🤔 Mum yanıp tükenince neden geriye bir şey kalmıyor? 🚀 bilmeceitesi.com
✨ Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil. Mumun yanma sırrı fitilin emici özelliğinde gizlidir. Fitil mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.
🤔 Soğan kesildiğinde neden gözyaşlarımızın akmasına yol açar, ağlatır? 🚀 bilmecesitesi.com
✨ Soğan doğrandığında havaya lachrymatoryfactor isimli bir enzim yayılıyor ve bu da gözde kaşıntı yapıyor. Göz ise kendini savunmak için gözyaşlarını kullanıyor.
🤔 Sağdaki şekilden, 3 kibrit çöpü çıkararak 3 kare yapabilir misiniz? 🚀 bilmecesitesi.com
✨ Şekildeki gibi yapabilirsiniz.
🤔 İnsanlar saatlerini neden sol kollarına takarlar? 🚀 bilmecesitesi.com
✨ Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.
🤔 Kadınların sesi erkeklere göre neden daha incedir? 🚀 bilmecesitesi.com
✨ Ses perdesinin çıkarttığı sesin yüksek veya alçak olması, ses tellerinin uzunluğuna ve kalınlığına bağlıdır. Kadınların ses tellerinin ortalama uzunluğu takriben 10 milimetre, erkeklerinki ise 18 milimetre civarındadır.
İşte bu nedenle, daha kısa olan kadın ses telleri, erkeklere kıyasla daha yüksek tonda ses üretirler. Kadınlar arasında olduğu gibi, erkekler arasında da, ses telleri değişik uzunlukta ve kalınlıkta olanlar vardır, dolayısıyla hem kadınlar hem de erkekler arasında, ses tonu farklılıkları olmaktadır.
🤔 Sisli ortam lambaları neden sarıdır? 🚀 bilmecesitesi.com
✨ Sisi en kolay delip geçen ışık kırmızı ışıktır. Kırmızı ışık aydınlatma bakımından zayıf olduğundan sis lambalarında sarı ışık kullanılır. Sarı ışık sisi delme bakımından kırmızı ışıktan pek de geri değildir.
🤔 İnsan korkunca neden dişleri birbirine vurur? 🚀 bilmecesitesi.com
✨ Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.
🤔 Yokuş aşağı giderken neden yoruluruz? 🚀 bilmecesitesi.com
✨ Yer çekimi yönüne doğru yürüdüğümüz için, yorulmamıza sebep yaptığımız iş olamaz. Asıl neden, yürüyüş biçimimiz ve kaslarımızın işleyişidir.
Yokuş aşağı yürürken, vücudumuzun ağırlık merkezi attığımız her adımda yükselip alçalır. Bu iniş çıkışlar sebebiyle kasılan bacak kaslarımız yorulur.
Elimize aldığımız bir cismi tutmaya çalıştığımız zaman, hiç bir iş yapmayız ama yine de yoruluruz, çünkü el kaslarımız kasılmaktadır. Buna fizyolojik iş diyoruz. Fizikte tanımlanan iş ile, fizyolojik iş arasında büyük bir fark vardır.
🤔 İnsanlar neden rüya görürler? 🚀 bilmecesitesi.com
✨ Rüyalar kısaca REM (Rapid eye movements) adı verilen hızlı göz hareketlerinin gözlenebildiği sırada görülür. Uykunun bu evresi REM veresi olarak adlandırılır. Kişi REM evresi sonunda uyandırılırsa, anımsanan rüyalar genellikle basittir: bir-iki görüntü, bir-iki kişi, bir-iki nesne.
Öte yandan beynin belli bir bölümünden küçük bir elektrik akımı geçirildiğinde, insan ve nesnelerden oluşan bir görüntü ya da anın canlanması sağlanabilmektedir.
Beynin etkinliği uyku sırasında da kaydedilebilir ve böylece kişinin rüya görüp görmediği belirlenir. Uyku, kan dolaşımı, solunum gibi faaliyetlerin çoğunda faaliyet seviyesinin azalması demektir. Canlı varlıkların çoğunun faaliyetinde bir devirli düzen vardır; bunlardan bazıları, geceyle gündüzün doğurduğu ritme tekabül eder.
Normal uyku, az ve çok derindir. Derin ve hemen hemen rüyasız geçen uykular da var gibidir. Normal uykunun derinliği başlangıçta süratle artar sonra uyanıklığa varmak üzere derece derece azalır. Bununla beraber normal uyanış, en hafif uykudan yeteri kadar açık bir süreksizlikle ayrılmıştır.
Uykudaki düşünce de bir nevi düşüncedir ama artık bu uyanıklık halindeki düşünce gibi davranışın gerçek bir uyma zorunluluğuna bağlı değildir; bu düşünce aşağı derecede bir gerginliği olan kararsız yöneliminde çok hareketli ve dolayısıyla mantıksız bir faaliyettir.
Görüşler, uyku ile arasındaki orta haller ve bilhassa bu iki hal arasındaki hakiki uykudan önce (veya bazen de sonra) yer alan gidip gelmelerde kendini gösterirler.
Mesela: İnsan, uykusunu yenmeye çalışarak bir kitap okurken başı birden bire bir yana düşer, sonra tekrar doğrulur ve bu böylece sürer. Hemen hemen ani olan bu uyuklamalar sırasında görme ve işitme sanıları görülür. (Nesneler ve kişiler hakkında hayaller, kelimelerin veya saçma sapan cümlelerin işitilmesi gibi.)
Bir kurama göre, derin uykuda beyindeki sinir hücrelerinden biri doğal süreçte yavaşça elektrikle yüklenmekte ve komşu hücreleri de aynı biçimde etkilemektedir. Bu, uyanık olduğumuzda düşüncelerin gerçekleşmesine yarayan mekanizmaya benzemektedir. Sinir hücrelerinin uyarılmaları anılarımızı canlandırıp sahnelere dönüştürür. Uyandığımızda da bunları anımsayıp rüya olarak adlandırırız.